24 Mayıs 2016 Salı

En Sevdiğim Kitaplarım 2

Bu yazımda sizlere sevdiğim bir kaç seriden bahsetmek istiyorum. Aslında devamında paylaşmak istediğim başka serilerim de var. Onları da bir başka yazı altında paylaşırım..


Öncelikle, Evrenin Ötesi Üçlemesi kesinlikle okuduğum en iyi serilerdendi. Bazı konularda yayınevine cok ama cok kızıyorum. Bunun nedeni de bu seriyi yeteri kadar tanıtamamaları. Kutulu olarak cok uygun bir ücretler 25-30₺ gibi bir ücretle satışta şuan. Bence herkes okumalı..




Ejderha Bakıcısı, Çocuk kategorisi altında yayınlanan bir kitap ve ben okurken cok keyif aldım. İkinci kitap en kısa sürede cıksa da okusam keşke. Kitapla ilgili olumsuz yorumlar da gördüm ama ben bu seriyi çok sevmiştim. Bakalım devamında neler olur..




Küçük Sevimli Yalancılar-Pretty Little Liars dizisini bilenler bilirler. İşte bu kitaplar o diziyi doğuran kitaplar. Kitapların yazılma tarzı biraz çocuksu acıkcası. Okumaları da çok kolay. Herkesin sevebileceğini düşünmüyorum. Ben uzun zaman önce okumaya başladığım için bu seriyle bağım ayrı...



Bu seri sanırım erotik romanların doğmasına neden olan bir seri. Ötesi de yok bence. En iyiler en güzeller bence..




Aslında Wulf Dorn kitapları seri değil. Her biri ayrı ayrı kendilerine has üsluplarıyla yazılmış kitaplar. Bunları tek tek göstermektense toplu göstermek istedim. Her kitap ayrı ayrı favorimdir.




Labirent serisiyle ilgili ne desem bilemiyorum. Distopya çok sevmememe rağmen kesinlikle şahane bir seri ve her tarz insanın rahatlıkla sevebileceği bir seri.

Oyun Ustası, yazarın yeni serisi. Oyun Ustası'nı ben cok sevdim ama bir o kadar da sevmeyeni var. Bu yüzden onumşa ilgili pek birşey diyemem ama benim sevdiğim kitaplardandır.




Telepatı Serisi.. Okuduğum en ilginç serilerdendi. Bence konusu çok orjianladi. Son kitapta biraz tempoyu düşürse de tavorilerim arasındadır.




Açlık Oyunları serisiyle ilgili birşey yazamam. Bence çoğu serinin ilham kaynağıdır ve okurken ağladığım nadir serilerden-kitaplardan birisidir..




Gece Evi Serisi benim için lise yıllarıma dayanan bir seri. Çılgınlar gibi yeni kitaplarını beklediğim ve çıktığı an alıp okuduğum bir seri. Bayılıyorum bu seriye. Benim lise anılarımdır bu seri. Her birinde bir anım vardır. Mesela "Vahşi" kitabı deliler gibi yağan yağmurda çantamda sırılsıklam olmuştu.. O zamanlar çok üzülmüştüm ama suan bakınca iyiki ıslanmış diyorum. Benim için unutulmaz bir anı olmuştu:)

En Sevdiğim Kitaplarım 1

Selamlar arkadaşlar,
Bir çok insan en sevdiğim kitaplarımı ya da serilerimi soruyor. Öneri istiyor ve bende bazılarına cevap veremiyorum. Sizler için kitaplığımdan derlediğim bir kaç kitabımı ya da serimi göstermek istiyorum. Haklarında yorum yazmayacağım. Zaten buraya eklediğim için hepsini seviyorum..




Herkesin de bildiği gibi Sherlock Holmes, kütüphanelerin vazgeçilmezi gibi.. Sherlock Holmes, gerek filmleri-dizileri gerekse kitaplarıyla her zaman benim en sevdiğim karakter olmuştur.

Martı Yayınları'ndan çıkan kitaplar normal hikayelerini anlatırken, Doğan Egmont Yayınları'ndan çıkanlar Sherlock, Lüpen ve İdler'in çocukluk dönemlerini anlatıyor. O seriyi okurken, bu üç büyük karakterin nasıl doğduğuna tanık oluyorsunuz. Çocuk kitapları olmalarına rağmen okumaktan en çok keyif aldığım kitaplardır bunlar.. Herkese tavsiye ederim:)



21 Mayıs 2016 Cumartesi

Hiçliğin Kıyısında- J. A. Redmerski

Tanıtım


Kitabın adı: Hiçliğin Kıyısında
Orjinal adı: The Edge Of Never
Yazarın adı: J. A. Redmerski
Yayınevi: Ephesus
Seri sayısı:
Baskı: 2015
Alınan tarih: 17 Nisan 2016
Sayfa: 467
Fiyatı: 25₺
Puanım: 8.6/10


Arka kapak:


Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew’un da bazı karanlık sırları vardır… Andrew yolculukları esnasında Camryn’e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew’un ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkûm edecektir?

“Hiçliğin Kıyısında mı? ‘Muhteşemliğin Kıyısı’na ne dersiniz? Çünkü şu anda tam olarak bu durumdayım.” -USA Today




Yorumum:

Camryn, yaşadığı zorlukların ve olayların altında ezilirken bir anda bu durumdan kaçmak istiyor ve atladığı ilk otobüsle hiç gitmediği, bilmediği bir yere bilet alıyor ve yola koyuluyor. Yirmi yaşındaki Camryn bence ciddi anlamda çok cesur bir iş yapıyor bence. Ahhh ahhh!! Bende bazen öyle atlayıp hiç bilmediğim bir yere gitmek isterdim. Cesaretim olsa mesela.. ama yok.. Bu nedenle Camryn'i bu konuda takdir ettim.

Otobüste Andrew ile karşılaşıyor. Babası hasta ve onu son kez görmek için yollara düşmüş Andrew. Kader onları burada karşılaştırıyor. 


Andrew ile hiçliğin kıyısında geziyorlar. Tabiri caizse tam olarak böyle. Hiçlik içinde kendilerini arıyorlar. Birbirlerini hiç tanımayan iki insan, yaşadıkları olaylardan kaçarken birbirlerinde arıyorlar çareyi. Kutupların birbirlerini çekmesi gibi o kadar bağlanıyorlar ki! Kopmaları herkes için tehlike yaratacak gibi değil mi!?

Camryn'in cesaretine hayran olmamak elde değil. Yahu ben olsam tanımadığım birisiyle yolculuğa çıkmak, onunla yakınlaşmak.. Ya ütopya bunlar bence! Ama yine de böyle yaşayanlar var mıdır? Onu da bilemiyorum? Heyyyy "Andrew kalp ben" diyenler.. kusura bakmayın da tanımadan etmeden, bir kaç şahane sözle, öyle serseri serbest stille yaşayan bir adamla! bu durum ütopyadan başka birşey olamaz bence:)

Kitabı sevdim. Zaten devamını okumayı merakla bekliyorum. Serinin devam kitabını da kısa sürede okumayı planlıyorum. Başlarına neler gelecek merak ediyorum. Ayrıca bence hiçbir şey göründüğü gibi değil!!

Keyifli okumalar dilerim herkese..


Silber Rüyalar Kitabı 2- Kerstin Gier

Tanıtım


Kitabın adı: Silber Rüyalar Kitabı
Orjinal adı: Das Zweite Buch Der Traume
Yazarın adı: Kerstin Gier
Yayınevi: Pegasus
Baskı: 1. Baskı Nisan 2016
Alınan tarih: 12 Mayıs 2016
Seri sıralaması: 2
Sayfa: 400
Baskı tipi: Ciltli
Puanım: 7/10


Arka kapak:


Liv zor durumdadır çünkü Gizemli, en özel sırlarını blogunda paylaşıp durur. Ama haber kaynağı nedir? Üstelik Henry de birdenbire yalanlar söylemeye başlamıştır ve Liv bunun sebebini öğrenmek için yanıp tutuşur. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, geceleri sonsuz rüya koridorlarında kötücül bir varlık dolaşmaya ve Liv’in kardeşi Mia da birdenbire uykusunda gezmeye başlar.
Gecelerini kâbuslar, gizemli karşılaşmalar ve ortaya çıkarılması gereken sırlarla geçiren Liv, gündüzlerini ise entrikacı bir büyükannenin de dahil olduğu yeni ailesiyle ilgili sorunlarına ayırır. Peki, onunla uğraşmaktan bir türlü vazgeçemeyen eski düşmanları peşini bırakacak mı?
 
“Heyecanlı, sürükleyici bir gençlik romanı olmanın ötesinde arkadaşlık ve aşka dair etkileyici ve incelikli bir hikâye.” 
Katharina Sieckmann
 
“Bir fantastik romana göre çok fazla gerçeklik barındırıyor. Bu da kesinlikle övgüyü hak ediyor.”
Iris Alanyali




Yorumum:


Düşünüyorum da okuyup sevdiğim ve ciddi anlamda favorim olan yazarları, çoğu Alman yazarlar. Ciddi anlamda anlıyorum ki ben Almanya'dan çeviri kitapları seviyorum. Wulf Dorn mesela favorim. Ee Kerstin Gier da tüm kitaplarıyla favorim. Demekki ben Alman kitaplarını seviyorum. Böyle bi his var içimde:)

Silber'in ilk kitabını cok sevmiştim. Bence şahaneydi. Evet kurgu olarak yaşıma tam hitap etmiyordu bence. 15-20 yaş arasına daha çok hitap eden bir seri bence. Ama ben yine de "Silber" serisini ve Kerstin Gier'in "Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer" serisini çok seviyorum. 

İlk kitabı Temmuz 2015'de okumuşum ge bu demek oluyor ki neredeyse bir sene sonra serinin ikinci kitabını okuyorum ve yorumluyorum. İlk kitabı cidden çok net şekilde hatırlamıyordum ve ikinciyi okumaya başlarken yavaş yavaş aklıma geldi kitabın detayları.. Bence seriler arası bekleme süresini üç-dört aydan fazla uzatmamalılar..

Silber 2 durağan başladı. İlk 60-79 sayfa beni çok sıktı. Kitabın ilk sayfalarında ilk kitaba ithaflar ve ilk kitaba yönelik hatırlatmalar vardı. Buraları okumak bana ilk kitabın detaylarını hatırlatsa da okurken sıkılmama beden oldu. Ayrıca "Gizemli" karakterini çok sevmeme rağmen ciddi anlamda Gossip Girl çakması bir olay olduğunu da söylemeden geçemeceğim. Zaten Gizemli'yi sevsem de puanımı bundan dolayı kırıyorum.

Arkadaşlar bence Silber serisinin çok bir aksiyonu yok. Yani olay akışı çok fazla atraksiyonlu değil. İnsan devamında neler olacağını merak ediyor ama devamını okuduktan sonra da çok bir olayla karşılaşmıyorsunuz.. Fakat nasıl desem bilemiyorum ama ben bu seriyi ne olursa olsun seviyorum. Olayları çok fazla olmasa da yine de okumaktan hoşlandığım serilerden birisi Silber. 

Kitabın içindeki gençlerin muhabbetleri, aralarındaki bağlar, kavgalar, gülümsemeler.. bunlar bence çok gerçekçi.. Bence bu seriyi sevmemdeki olaylardan birisi de bu. Yaşanabilir olaylar.. Yaaa tabiki rüyalarda gezinmek yaşanabilir bir olay değil ama aralarındaki konuşmalar, olaylar bence tamamen doğal.

Liv karakterini seviyorum. Kardeşiyle bağları bence çok eğlenceli.Yaaa kim ne derse desin bu tür olaylar vardır yani ve okuması çok zevkliydi:)

Kitapta daha çok rüyada gezinme olmasını bekledim açıkçası. Ayrıca Gizemli'nin olayları da ilk kitaba göre daha iyiydi daha merak uyandırıcıydı.

Henry'nin Liv ile olan arkadaşlığının daha yakın ve farklı olmasını da beklemedim değil.

Rüyalarda gezinirken herşey tehlikesiz gibi görünürken aslında yalnız değiller ve bunun sonuçları da olacak..

Mia'nın uyurgezer halleri artık tehlikeli bir hal alırken Henry'nin gizemli halleri beni cidden deli etti.

Anabel ve Arthur'u sevmeyengillerdenim ben.. Kitabı okuyanlar da sebebini iyi bilir.. Şimdi spoiler olmasın ama değil mi:)

Kitapta sanırım en çok bakıcılarını seviyorum yaaa keşke bu kitapta onla ilgili daha çok anlatım olsaydı..

Kitabın sonu çok iyi bitti. Ücüncü kitabı cok ama cok merakla bekliyorum şuan için. Yazarın sonsöz yazısında Gizemli'nin kim olduğunu üçüncü kitapta öğrenecekmişiz. Bakalım neler olacak:)

19 Mayıs 2016 Perşembe

Artık Özgürsün-Clare Mackintosh

Tanıtım


Kitabın adı: Artık Özgürsün
Yazarın adı: Clare Mackintosh
Orjinal adı: I Let You Go
Sayfa: 408
Baskı: 1. Baskı Nisan 2016
Alınan tarih: 12 Mayıs 2016
Yayınevi: Altın Kitaplar
Fiyatı: 25₺
Puanım: 8/10


Arka kapak:


Çiğnenen bir kadının onuruysa… Susmak cinayet, alttan almak teslim olmaktır! Jenna Gray'in korku, acı ve endişeyle dolu dünyası, beş yaşındaki bir çocuğun ölümüyle sonuçlanan trajik bir kazayla birlikte iyice altüst olmuştur. Artık hayatına devam edebilmesinin tek yolu, zor da olsa, yıkıntıların arasından kendine bir yol açıp her şeye silbaştan başlamaktır. Bir kâbus gibi üzerine çöken çaresizliği, kaçmaya sürükler onu. Galler sahilindeki yıkık dökük bir kır evine yerleşir. Burada yaşama yeniden tutunmaya çalışacak, yaralarını sarıp korkularının üstesinden gelmeye, hayatını sonsuza dek değiştiren o korkunç kasım akşamının etkisinden kurtulmaya çabalayacaktır. Fakat geçmişten kaçış yoktur. Suskunluğun ve korkunun sonuçları yıkıcı olacaktır…
 
 “Sürpriz U dönüşüyle son derece sürükleyici, müthiş bir roman. Tek kelimeyle bayıldım ve bitmesini istemedim.” Peter James


Yorumum:


Arkadaşlar, okuyup yorumlamakta zorlandığım çok kitap oldu ama bu çok daha farklı. Yani neresinden girip yorumlamalıyım bilmiyorum. İki bölümde inceleniyor kitap. İlk bölümden ikincisine geçerken dumura uğradım. Arkadaşlar ilk defa bir kitabın sonuna kadar kişileri çözemedim. Okurken bu bu değil miydi diye geri dönüp bazı sayfaları da tekrar okudum.
Bir trafik kazası ile başlıyor kitap. Daha doğrusu vur-kaç olayıyla. Beş yasındaki kücük cocuğun ölümüyle.. Polis teşkilatından Ray ve Kate, ne yapıp ediyorlar ama suçluyu bulamıyorlar. Tabiki insanlar suçlu arıyorlar değil mi! Her zamanki gibi! Anne dikkat etmedi! Bir çocuğa sahip çıkamadı! Bir anne bunu nasıl kaldırabilir ki!
Bir yanda Jenna.. Hayatı tam bir arapsaçı. Onun sayfalarını okurken kafam allak bullak oldu. Yemin ederim bazı yerlerde saydırıp durdum. Okuyanlar az cok tahmın ederler saydırma sebebimi!
Erkekler, bazen haddinizi fazla mı aşıyorsunuz?! Ya bunların derdi ne ben anlamıyorum! Şimdi olayı yazamıyorum ağır spoiler bence! Bu nedenle yazamıyorum ve kitabı nasıl daha fazla yorumlayacağım aklım almıyor! Jenna'nın hayatını, yasadıklarını okurken, onun direnişlerini ve kaygılarını okurken, sil bastan hayatını kurmaya calısmasını taktir ettim. Fakat, geçmiş yakamızı bırakır mı??
Bence bu kitap bir polisiye-gerilim tarzı bir kitap değildi. Psikolojik savaşların çığlık attıpı bir kitaptı ve ben bu kitabı ciddi anlamda çok sevdim. Zaten psikolojiye meraklı birisiyim ve bazı şeyleri okurken derinden hissetmek bambaşka oluyor..
Bu kitabı okuyun👏🏻👏🏻


16 Mayıs 2016 Pazartesi

Can Yayınları Mini Kitaplar

Evet, bilenler vardır ki Can Yayınları Tam Metin şeklinde Mini kitaplar çıkardı ve normal boyuttaki kitaplarından yaklaşık 4-5₺ daha uygun şekilde bunları bizlere sundu. Şuan 14 tane çıkmış kitap var. Ben 13 tanesini aldım.. 




Mini kitaplar güzeller fakat bence pahalılar. Yani 17₺ olan normal baskının mini hali 14₺. Keşke daha uygun olsalardı..




Özel bir kağıt kullanıldığı ve özel bir teknik uygulanarak kitapların basıldığı.. Bu nedenle de pahalı oldukları söyleniyor. Ben bunun çok etkisi olduğunu düşünmüyorum. Bence bu sadece satıl politikası. Çünkü kağıtlar bana kalırsa çok ince. Yani parmağımı hafif ıslatıp sayfayı çevirirken sayfalar nemden kırısıyor. Bu mu özel kağıt kalitesi yani! Bence cok büyük bir eksiklik bu. Ayrıca çevirirken de sayfalar kırısıyor çok ince kağıtları.




Klasiklerin bu tarzda daha çok basılmasını istiyorum. Bence güzel bir buluş. Yerden tasarruf için birebir.




Neyse ki son üç kitabın baskısı daha farklı kağıtlara basılmış ve ben onların kağıtlarını öok sevdim. Daha klasik kağıtlara benziyorlar. En azından çevirirken kırışmıyorlar ve nemlenip buzuşmuyorlar.



Kitapların yazı puntoları çok güzel. Bence idealler. Mini boyda olmalarına rağmen puntolarını herkes rahatlıkla okuyabilir.






Sanırım söylemek istediklerim bu kadar. Aklıma başka birşey gelmiyor:) Almak isteyenler bir şans versinler derim ben:)



10 Mayıs 2016 Salı

Çocuk Kitapları

Merhaba arkadaşlar,
Çocuk kitaplarını bende hep çocukluğumda okurdum. Uzun zamandır okumuyorum haliyle. Başka türleri almaktan ve okumaktan, çocuk kitaplarındaki saflığı unuttuk. Kirlendi duygularımız. Bazı kitaplar, özellikle wattpad tabanlı olanlar, cidden belaltı edebiyatı yaparak bundan prim yapmaya başladılar ve bence wattpad, edebiyat dünyasını kirletti. Belki içlerinde güzel hikayeler, romanlar vardır ama.. Malesef ki onların da göze batacağını düşünmüyorum. Kim cinsel unsur olmayan kitapları okumak ister ki?! Ne kadar büyük bir ironi içindeyiz oysa ki! Bizlere bookstagramlar olarak "klasik" okumuyoruz diye laf eden tayfa bir anda arşımıza çıkıp "wattpad"ci oluyorlar. Bir anda ilahlaştırılan kitapları eleştirdiğimizde kendimizi boşluğa atlamışız gibi hissetttiriyorlar! 

" Hey sen kimsin ki o kitaba laf ediyorsun? " 

"Sen kimsin ki elestiriyorsun. O kitabı 15 yaşında yazmaya başladı. Çoğu bu yaştaki genç okuma yazma bilmiyor"

Antin kuntin daha bir çok eleştiri alıyorsunuz bir wattpad kitabını sevmediğinizde!? Sebep ne! Ayrıca sen kimsin de benim okuma zevkimi sorguluyorsun! Sorun zaten o satırları o yaştaki birisinin yazmış olması! Tüm çıplaklığıyla bunları göz önüne sermesi!


Yine çok konuştum. Haa bir de "sen o kitabın kaç bin sattığımı biliyor musun da konuşuyorsun"cular türedi bu ara! Arkadaşım isterse 50. Baskısını yapsın. Ben o kitabı sevmediysem bitmiştir. Nokta.. Tarzım tavrım okuma stilim tartışmaya kapalıdır!


Bu konuşmayı neden mi yapıyorum! Çok basit.. Onca gereksiz belaltı edebiyatı yapan ve bilmem kaç bin satan kitaplar için kendinizi yırtıyorsunuz ya! Canım siz biraz şu güzel çocuk kitaplarını okuyun da biraz beyniniz yumuşasım.. Küçük yaşta büyük işleri öğrenmek, onlarla erken yaşta tanışmak pek hayra alamet değil.. 

İyi günler dilerim..